Arkeolog Osman Hamdi

Osman Hamdi Bey’in Müze-i Humayun’un başına geçirilmesi, onun arkeolojiye ilgi duymasını adeta zorunlu kılmaktaydı. Arkeolojinin hızlı bir gelişme kaydettiği bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu topraklarının çok zengin arkeolojik malzeme ile dolu olması sadece arkeologların değil, eski eserlere ilgi duyan pek çok kimsenin gözlerinin de Osmanlı İmparatorluğuna çevrilmesine yol açıyordu. İşte Osman Hamdi Bey bu bilinçle arkeolojiye ilgi göstermiştir. Bu ilgi, onun bizzat arkeolog olması ölçüsünde ileriye götürülmüştür.

Osman Hamdi Bey’in müze müdürlüğü zamanında Müze-i Humayun adına Nemrut Dağı, Lagina, Tralles, Alabanda, Rakka, Boğazköy, Alacahöyük, Akalan, Langaza, Sajçagözü, Sidamara, Bozöyük, Rodos, Taşoz (Bozcada), Yortan, Notion, Kadeş, Gorikos, Tedmür, Mahmudiye (Spara) kazıları yapılmıştır. Bunların bazılarına Osman Hamdi Bey de katılmıştır. Arkeolojik kazılar arasında Osman Hamdi Bey’in en çok yüzünü güldüreni Sayda kazısıdır. Sayda kazısı ve buradan çıkan eserler, hem Osman Hamdi Bey’in hem de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin büyük bir ün kazanmasına yol açmıştır.

Hamdi Bey, Fenike krallarına ait Sayda’daki bu yer altı mezarlığında bütün dikkat ve özenini göstererek başarılı bir kazı yaptı. Geniş çapta tutulan kazı faaliyeti sırasında nekropol iyice açıldı. Ve bu arada şans Hamdi Bey’e fevkalade güldü. Mezar odalarından yirmi küsur lahit çıktı. Taş yontuculuğu bakımından her biri hakikaten üstün sanat değeri taşıyan bu lahitler arasında “İskender Lahdi” diye ün kazanan fakat kime ait olduğu kesin olarak söylenemeyen lahit ile “Ağlayan Kadınlar Lahdi” gibi sanat incileri de vardı.

Osman Hamdi Bey daha sonra tanınmış arkeologlardan Th. Reinach ile birlikte yazdığı “Necropole Royale de Sidon” adlı eserini 1892’de yayınladı. Bugün dahi değerini yitirmemiş olan bu büyük eserde Sayda kazısı, kazıda elde edilen eserler ve hatta bunların İstanbul’a nakline dair etraflı bilgi bulunmaktadır.

Arkeoloji dünyasında büyük bir olay olarak kabul edilen Sayda keşifleri bir taraftan Osman Hamdi Bey’i uluslararası bir arkeolog şöhretine ulaştırırken, bir yandan da müze için yeni bir binanın inşasına da vesile oldu. Sayda eserleri ile önem kazanan Müze-i Humayun artık Avrupa ile Amerika’nın bilim adamlarından pek çok kimse ziyaret etmeye başladı. 

Kaynak: Prof. Dr. Mustafa CEZAR, Müzeci ve Ressam Osman Hamdi Bey, İstanbul, 1987

 
 


Bu sitede yer alan veriler bilgilendirme amaçlıdır, resmi mahiyette kullanılamaz.
©2011-2012 Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü